‘Tüm eski erkek arkadaşlarımın foyası ortaya çıktı’

Alya ile söyleşi için sözleştiğimiz mekâna yeni teklisi ‘Kamyon’u arabada son ses dinleyerek gidiyorum. Şarkı resmen içinizi ısıtıyor, aynı zamanda ‘eski sevgiliye’ istemsizce veryansın ettiriyor… Çok dakik, tam vaktinde giriyor kapıdan içeri, geldiği gibi de ortamın bütün havasını değiştiriyor enerjisiyle. Kıpır kıpır, yerinde duramıyor, çok da sıcakkanlı. Adeta sahneye çıkmak için doğmuş, kendisini sadece bir defa izlemek yetiyor bunu anlamak için… Sohbete başlıyoruz, müzikten girip aşktan meşkten çıkıyoruz…

Müzik, hayatına nasıl girdi?

Müzik hayatımdan aslında hiç çıkmadı. Okuldayken resim ve müzik dışında bütün derslerim kötüydü. Biraz da erkek çocuk gibiydim, “Derslere girmeyeceğim” falan diyordum, asiydim (gülüyor). Beni sanata
babamın eşi yönlendirdi. Babama “Bu kızın hali hal değil, konsantrasyonu bozuk ama sanata karşı çok ilgili. Konservatuvara mı göndersek’’ deyince bende de bir farkındalık oluşmaya başladı.

Sahnede olmayı hep hayal ediyor muydun?

Evet, çok saçma bir şekilde 12-13 yaşımdan beri sahnede olmanın provasını yapıyordum. Mesela koşu bandına çıkıp bir yandan koşarken Beyonce konserlerine çalışırdım. Bir gün sahneye çıkarsam diyaframım güçlü olsun, yorulmayayım falan diye…

Haftanın en az üç gecesi sahnedesin. Üstelik çoğu zaman farklı şehirlerde oluyorsun. Bu tempoya nasıl yetişiyorsun?

Yetişemiyorum (gülüyor). Daha doğrusu sahneye yetişiyorum ama bu kez uykumdan, sağlığımdan ödün veriyorum. Hani hostesler der ya “Bazen hangi şehirde olduğumu bilmiyorum”, ben de zaman zaman nerede uyandığımı anımsayamıyorum. Evden arabaya biniyorum, hop otel odasına, oradan da sahneye. Herkes “Ne güzel, şehir şehir geziyorsun” diyor. Oysaki kaç defa Antep’e, Adana’ya gittik; bir tane dürüm, bir havuç dilimi yemişliğim yok. Vaktim olmuyor. 

Güzel ve çekici bir kadınsın. Sahne için bu bir avantaj mı?

Çok avantajları oluyor, sahnede kıvrak biriyim (gülüyor). Sanırım güzellikten ziyade, güzel olup kendine baktırmak önemli. İzlemeye gelenlerin ışığından gözlerinin kamaşması lazım. Kendini izletebilmek öğrenilecek bir şeymiş gibi gelmiyor bana. Allah vergisi diye düşünüyorum. Bunun yanında sahneyi yönetebilmek başarıyı getirir, bu da bir gerçek. Sahnede maestro olmalısın, herkesi ve her şeyi doğru yönetebilmelisin, gelen izleyiciyi tanımalı ve onun ne istediğini anlamalısın. Diğer vasıfların da eklendiğinde insanlar geceden mutlu bir şekilde ayrılıyor, bu da solisti diğerlerinden avantajlı bir duruma sokuyor.

Kulübe gelenler en çok ne dinlemek istiyor?

Çok garip, son birkaç aydır arabeske düşmüş durumda kitlem… Hiç böyle istekleri yoktu. Yaşadığımız dönemden dolayı mı tam bilemiyorum ama bu ara damara ilgi yoğun.

Sen hangi şarkıları söylemeyi seviyorsun?

Tamamen özel ilişkilerime, kalp kırıklıklarıma ve mutluluğuma göre değişiyor. Bugün Alya sahnesini, Alya’nın ruh hali bu kadar talep görür hale getirdi (gülüyor).

Repertuvarını moduna göre mi belirliyorsun yani?

Evet. Mesela bir kız arkadaşımla aram bozulduğunda konuşmayı becerebilen biri değilim. Duygularımı anlatmaya gelince iyi değilim. O yüzden de şarkıların sözlerinde kendimi bulup orada gazımı alıyorum. Sinirimi çıkarıyorum, mutlu oluyorum. O yüzden de şarkılar moduma göre değişiyor.

Bir canlı müzik furyası var. Sahnenin diğerlerinden farkı nedir?

Öncelikle belirteyim, hepimizin enerjisi ve kısmeti ayrı. Ben ilk günden beri aynı şehirde farklı farklı mekânlarda sahneye çıkmamaya özen gösterdim. Hani bir çanta markası vardır, başharfi ‘H’ olan. Hedef kitlesi de, satış noktaları da bellidir. Her kapıdan girene ürün satmaz, yani cebinizde paranız olsa dahi o çantayı satın alamazsınız.Hikâye o aslında. Cebimi dolduracağım diye belli şartlar oluşmadan, her markayla adımı yan yana koymamaya çalışıyorum. Bu zorlu bir süreç, maddi ve manevi anlamda sabretmek gerekiyor ama markanıza inanıyorsanız korkmamalısınız. Ben Alya markasının yüzüyüm. Oluşturduğum vizyonu ilerletebilmek adına arkamda 30-40 kişilik bir ekip var.

Gece hayatında kadın olmanın zorlukları var mı?

Zorluğu yok dersem yalan olur ama benim kitlem oturduğundan bu problemi çok fazla yaşamıyorum. Bir de şöyle bir avantajım var: Benim dinleyicim kadın ağırlıklı. O yüzden çok rahatım. Kadın dayanışması en güzeli.

‘Flört oluyor ama başımı döndüremiyorlar’
Yeni teklin ‘Kamyon’ çıktı. Nedir hikâyesi?
Geçen geyiğini yaptık “Eski erkek arkadaşlarıma teşekkür ederim” diye… Gerçekten de yaşadığım ilişkileri anlatıyor ‘Kamyon’. Tüm erkek arkadaşlarımın foyasının ortaya çıktığını düşünüyorum. Şarkıdaki sözlerin hepsini yaşadım. Hangisi imitasyon, hangisi gerçek… Kimisinin eski kız arkadaşını unutamaması, vazgeçememesi…
Bu yüzden üzerimde çok rahat taşıyabileceğim bir şarkı olduğunu hissettirdi bana sevgili Ersay Üner (şarkının söz yazarı). Bir de ilişkiler biterken içimizde bir şey kalır ya, şarkı sayesinde eski ilişkilerime dair bütün ateşim söndü, rahatladım.
-Şarkıda “İstemez miyim başımı döndürecek sevgili’ diyorsun… Şu an hayatında başını döndüren biri var mı?
Yok, flört olarak girip çıksalar da başımı döndüremiyorlar belli ki (gülüyor)… Yaşadığım hayata, tempoya, duruşuma saygı duymakla beraber benimle yürüyebilecek birini bulmakta zorlanacağımı hissediyorum şu sıralar. Tabii hepimizin hayatında bir flörtü oluyor, ayağımız yerden kesiliyor. Şimdi burada kız kıza dertleşiyormuşuz gibi söyleyeyim, ben de istemez miyim başımı döndürecek, hayatıma kamyon gibi girecek bir sevgili!

Sakiler, ardından Beyonce…

Sahnedeki kıyafetlerin çok seksi ve iddialı… Tek başına mı karar veriyorsun ne giyeceğine?

Styling ekibimiz var, Oscar Morris’le çalışıyoruz. Oscar benim arkadaşım. Aslında tempodan dolayı sanatçılarla çalışmayı sevmiyor ama dostluk kurtarıyor orada meseleyi.

Sen gece çıktığında kimleri dinlemeye gidiyorsun?

Çıkamıyorum ki…

Peki, kulaklığını takıp kimleri dinliyorsun?

Kafam karışık bu aralar dürüst olmam gerekirse. Sakiler çalarken aniden Beyonce ‘Single Ladies’ dinlerken buluyorum kendimi. 18-19 yaşında gençler var, alternatif müziğe çok düştüm bu aralar. Bir de normalde rap müzik dinlemem, makyaj yaparken birden aynanın karşısında kendimi rap’le dans ederken buluyorum.

Bu arada bir de müzik yapım şirketi kurdun, değil mi?

Evet, FAM Müzik Feyyaz Şerifoğlu, Mert Siliv ve benim tarafımdan kurulan bir müzik yapım şirketi. İlk olarak benim projemle başladık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir