‘Huzursuz Bağırsak Sendromu’na dikkat!

Hiç beklenmedik anda ortaya çıkan kramp tarzı ani karın ağrısı ve beraberinde gelen patlama tarzındaki ishal nöbetleri bu hastaları huzursuz etmektedir. Öyle ki şikayetleri ve huzursuzlukları nedeniyle, sosyal hayatlarında oldukça sorun yaşarlar. İş toplantıları, okul yaşamları ve planlanan programları etkilenebilmektedir. Uygun olmayan yerlerde ve istenmeyen zamanlarda hissedilen dışkılama değişiklikleri, bu hastalarda korkuya sebep olmakta ve toplum içine çıkmakta zorluğa yol açmaktadır. Yapılan araştırmalarda, işe gidememenin sebepleri arasında, soğuk algınlığından sonra ikinci sırada, huzursuz bağırsak sendromu gelmektedir.

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de beslenme tarzının, psikolojik durumun, bu hastalığı tetiklediği bir gerçektir. Bağırsak kaslarındaki anormal kasılmalar, bağırsak mukozasındaki iltihaplanmalar, sinir sistemi anormallikleri ve özelliklede bağırsak mukozasındaki yararlı bakterilerin sayısındaki değişiklikler bu rahatsızlığın nedenleri arasında gösterilmektedir.

-Kramp şeklinde karın ağrıları. Ağrı çoğunlukla karın bölgesinde gezici tarzda olup, artıp- azalan şiddettedir ve dışkılama sonrasında tamamen veya kısmen ortadan kalkar.
-Patlama tarzında dışkılama,
-Ara ara ishal nöbetleri sonrası kabızlık (Çoğu zaman keçi pisliği adı da verilen, zeytin görünümlü sert dışkı)
-Sümüksü dışkılama,
-Gaz hissi, şişkinlik

Hastalar artan stres dönemlerinde daha şiddetli ve daha sık belirti yaşarlar.

Hastaların büyük çoğunluğu, yemeklerden hemen sonra dışkılama ihtiyacı hisseder ve patlama tarzı dışkılama yaparlar. Öyle ki karındaki gaz hissi çoğu kez dışkılama sonrasında da devam eder ve hasta dışkılamaya rağmen rahatlayamaz. Tüm bu şikayetler, hastaları o kadar huzursuz eder ki, devamında anksiyete, sinirlilik ve depresyon kaçınılmaz olur ve bu ruh hali, hastalığı daha da körükleyip, kişilerin bir kısır döngü içine girmesine neden olur.

Doymuş yağ oranı beslenmeden zengin, liften yetersiz beslenme, yağda kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyecekler, fazla miktarda tüketilen kahve ve kafeinli içecekler, kadınlarda adet dönemleri, korku, sevinç, üzüntü gibi ani duygusal değişiklikler tetikleyici faktörler arsındadır. Bazı hastalarda süt ve sütlü ürünlerde şikayetleri artırdığı gibi, mevsimsel değişikliklerde şikayetlere neden olmaktadır.

Tedavi ile tüm belirtiler kontrol altına alınabilir. Her hastada uygun tedaviyi seçmek esastır. Yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin ana prensibidir.

Beslenmenin yeri son derece önemlidir. Besinler doğrudan hastalığa neden olmasalar da bazı besinler şikayetlerin artmasına yol açarlar. Yapılması gerekenler:

-Öğün atlamamak, azar azar sık sık yemek önemlidir.
-Mideyi tam olarak doldurmamak, gerekirse sofradan tam olarak tokluk hissi hissetmeden kalkmak,
-Suyu yemekten hemen sonra değil de ya yemek ortasında ya da yemekten en az 1 saat sonra tüketmek,
-Günlük 1,5-2 litreye yakın su içmek,
-Özellikle liften zengin beslenmek. Bunun için her sabah bir kase probiyotik yoğurda konulan yulaf ezmesini tüketmek yeterli olacaktır. Bu günlük lif ihtiyacını karşılayacaktır.

-Keten tohumu, ev yapımı tarhana, tahıllı ekmek kullanımı şikayetlere iyi gelecektir.

Ve mutlaka egzersiz. Düzenli egzersiz yapmak mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin ve serotonin salınımını artırarak stresle başa çıkmanızda oldukça yardımcı olacaktır.

Ve unutmayalım ki, biz huzurluysak bağırsaklarımızda huzurludur. Biz mutluysak bağırsaklarımızda mutludur. Düzenli uykuyu atlamayın, kendinizle savaşmayın, kendinizi sevin ve hayatınızda teşekkürü ve şükürü bol tutun.

Sosyal mesafe, maske ve hijyeninize dikkat etmeyi unutmayın sevgili okurlar.

Sağlıkla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir